Fransa'da Brest Belediye Başkanı'nın, Belediye Meclisi'nde Nazım Yener isimli Türk asıllı bir vatandaşa yönelik kullandığı "Türk aşırı sağ" ifadesiyle ilgili açılan hakaret davasında, Fransa Yargıtay'ı alt mahkemelerin kararını bozdu. Yargıtay, bu ifadenin hakaret niteliği taşımadığına hükmetti.
Fransa'da hukuk dünyasında ve Türk toplumu arasında yakından takip edilen önemli bir dava, Fransa Yargıtay'ının (Cour de cassation) kararıyla sonuçlandı. Olayın merkezinde, 2024 yılında Brest Belediye Başkanı'nın, Belediye Meclisi'nde söz almak isteyen Nazım Yener adında Türk asıllı bir vatandaşa yönelik sarf ettiği sözler bulunuyor. Belediye Başkanı, Yener hakkında "maskesinin arkasında ne saklandığını az çok anlamak isteyenler için olabilecek en şiddetli Türk aşırı sağ" ifadesini kullanmıştı.
Nazım Yener, bu ifade üzerine ırk temelinde aleni hakaret davası açtı. İlk derece mahkemesi ve ardından İstinaf Mahkemesi (Cour d'appel) Yener lehine karar vererek, Belediye Başkanı'nın ifadesini hakaret niteliğinde bulmuştu. Haberlere yansıdığı kadarıyla, Belediye Başkanı savunmasında Bozkurtlar yani Loups gris (Gri Kurtlar) hareketini kastettiğini belirtmişti. Bilindiği üzere, Bozkurtlar Derneği Fransa'da Bakanlar Kurulu kararıyla Kasım 2020'de kapatılmıştı.
Alt mahkemeler, Belediye Başkanı'nın Yener'in Bozkurtlar hareketine mensup olabileceğini ima ederek şiddet içeren uygulamaları benimsediğini öne sürdüğünü belirtmişti. Ayrıca, grubu tanımlamak için "Türk" sıfatının kullanılmasının, Nazım Yener'in kökenine doğrudan bir atıf oluşturduğu ve bunun da ırk temelinde hakaret niteliğinde olduğuna hükmedilmişti.
Ancak Fransa'nın en yüksek yargı organı olan Yargıtay, alt mahkemelerin bu kararını bozdu. Yargıtay, söz konusu cümleyi kurmanın "hakaret sayılmayacağına", ancak "olsa olsa şerefini veya itibarını zedeleyici sayılabileceğine" karar verdi.
Yargıtay, hakaretin hukuki tanımı gereği, herhangi bir somut olgunun isnat edilmediği, doğrudan aşağılayıcı veya küçümseyici ifadeler olması gerektiğini vurguladı. Bu durumda ise, Yener'e aşırı sağ bir gruba mensubiyet iddiası yöneltilmiş olması nedeniyle, ifadenin hakaret niteliği taşımadığına karar verildi. Yargıtay, dosyayı başka bir mahkemeye göndermeden kendisi nihai kararı verdi ve davayı kapattı.
Uzmanlar, bu durumun hukuki açıdan dikkat çekici olduğunu belirtiyor. Eğer davacı Nazım Yener, "hakaret" yerine "iftira" (diffamation) suçlamasıyla dava açmış olsaydı, Yargıtay'ın kararı farklı yönde olabilirdi. Zira iftira, belirli bir olgunun isnat edilmesi durumunda devreye girer. Ancak davacı iftira davası açmadığı için Yargıtay bu konuya doğrudan müdahil olamadı. Muhtemelen iftira davası açılmış olsaydı, Yargıtay tarafından onanma ihtimali yüksekti. Bu karar, Fransa'da siyasi söylemlerde kullanılan ifadelerin hukuki niteliği ve sınırları hakkında önemli bir emsal teşkil ediyor.
Bu site 1vitrine.com tarafından oluşturulmuştur.